🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Bana yaz Bay Bilge
Nûr-i Sükût

Nûr-i Sükût

Doğrulanmış Yazar
13Yazı
127Okunma
0Yorum

İzah yoksa mizah var:)

İzah yoksa mizah var:)

Hayatta bazı şeyler vardır ki izahı yoktur. Anlatmaya kalksan kelimeler yetmez, susmaya çalışsan içindeki ses susmaz. İnsan bazen yaşadığını açıklayamaz; çünkü yaşanan şey, anlatıldığı anda küçülür gibi gelir. Oysa kalpte bıraktığı iz, kelimelerin taşıyabileceğinden çok daha büyüktür.

Belki de bu yüzden izahı olmayan şeylerin mizahı olur.

İnsan, aslında ağlayarak anlatabileceği bir hatırayı, ince bir nükte ile dile getirir. Gözlerinin kenarında biriken yaşlar içe doğru akarken, dudaklarında hafif bir tebessüm belirir. Bu bir kaçış değildir; bu, insanın kendini koruma biçimidir. Çünkü bazı acılar çıplak hâliyle dile gelirse insanı yeniden yaralar.

Böyle anlarda insan kendine şöyle der:

“Yaram yok ki… Bu bana yara açmadı.”

Oysa kalbin bir köşesi gerçeği bilir. Yara vardır. Ama insan onu büyütmemeyi seçer. Çünkü bazı yaralar konuşuldukça derinleşir, bazıları ise üstüne serpilen küçük bir tebessümle kabuk bağlar.

Kimi zaman da insan, acısını küçümser gibi görünür.

“Geçti,” der.

Belki tam geçmemiştir. Belki hâlâ sızısı kalbin bir köşesinde ince ince dolaşıyordur. Ama insan bazen iyileşmeyi, önce dilinde başlatır. Çünkü insanın kendine söylediği sözler, zamanla kalbine de inanmayı öğretir.

Ve bazen insan, acının karşısında bambaşka bir cümle kurar:

“Evet, bu acı. Ama bu acıya dayanabilecek gücü Rabbim bana nasip etti.”

İşte o anda acı başka bir anlam kazanır. Artık sadece bir yara değildir. Bir sabrın, bir imanın, bir teslimiyetin parçası olur. İnsan anlar ki hayat, acısız olmak değil; acının içinde kaybolmadan yürüyebilmektir.

Belki de bu yüzden insan, gözyaşı ile tebessüm arasında ince bir dil kurar. Ne tam ağlamaktır bu, ne de gerçek bir gülüş. İkisinin ortasında duran, insanın en kırılgan ama en güçlü hâlidir.

Çünkü insan bazen yarasını saklamak için değil, onu inceltmek için gülümser. Acıyı inkâr etmek için değil, ona yenilmemek için nüktedan olur.

Ve günün sonunda insan şunu fark eder:

Bazı yaralar gerçekten geçmez; sadece insan onlarla yaşamayı öğrenir.

Ama o yaraların içinden geçen sabır, insanın ruhuna öyle bir derinlik kazandırır ki, artık acı bile insana bambaşka bir hikmet fısıldar.

Belki de bu yüzden, izahı olmayan şeylerin gerçekten de mizahı vardır.

Çünkü insan bazen kalbinin en kırık yerini bir tebessümle örter.

Bazen gözyaşı, içe doğru akar; gülümseme ise dışarıda kalır.

Ve insan, Rabbine yaslandığında anlar ki:

Yara da bir emanettir, sabır da.

Yorumlar (0)

Yorum için giriş yap.

Büyütülmüş Resim
✓ Link kopyalandı!