🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Nûr-i Sükût

Nûr-i Sükût

Doğrulanmış Yazar
8 Yazı
300 Okunma
0 Yorum

Bilip de susan, yapan kadar suçludur

Yenidoğan yoğun bakımında bir bebeğe yönelik uygulanan şiddet, hukuken basit yaralama olarak değerlendirilemez.

Savunmasız, kendini koruma imkânı bulunmayan bir yenidoğana yönelen her türlü fiziksel müdahale, kastın ağırlığını açıkça ortaya koyar.

Ceza hukukunda, failin kullandığı aracın niteliği kadar mağdurun durumu da önemlidir. Nasıl ki bir boksörün yumruğu “silah” sayılabiliyorsa, bir yetişkinin yenidoğan bir bebeğe uyguladığı güç de öldürücü etki doğurma potansiyeli taşıyan bir fiil olarak kabul edilmelidir.

Bu nedenle “sonuç ölümle neticelenmedi” savunması, fiilin hukuki niteliğini hafifletmez.

Burada söz konusu olan, kasten öldürmeye teşebbüs suçudur.

Fail, eylemin sonuçlarını öngörebilecek durumdadır; buna rağmen fiili gerçekleştirmiştir. Bu da doğrudan kastı, en azından olası kastı ortaya koymaktadır.

“Bir anlık öfke”, “psikolojik bunalım” veya benzeri gerekçeler, ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aksine, sağlık hizmeti sunulan bir ortamda, mesleki sorumluluk ve özen yükümlülüğü daha da ağırdır. Yenidoğan yoğun bakım gibi yüksek riskli bir alanda yapılan her ihlal, ağırlaştırıcı neden olarak değerlendirilmelidir.

Hukuk, yalnızca sonucu değil, niyeti ve tehlikeyi de cezalandırır.

Bir bebeğin yaşam hakkına yönelen bu fiil, bireysel bir suç olmanın ötesinde, toplumun vicdanına karşı işlenmiş ağır bir suçtur.

Acıyı hissetmek canlı olmaktır;

başkasının acısını dikkate almak ise hukuk devletinin ve insan olmanın temelidir.

bu yazıyı beğendi

Yorumlar (0)

Yorum için giriş yap.

Link kopyalandı!