🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Bana yaz Bay Bilge
Ayşe Nur

Ayşe Nur

Doğrulanmış Yazar
10Yazı
145Okunma
0Yorum

Kalbe Gelen Düşünceler

Kalbe Gelen Düşünceler

Kalp kuşkusuz fiziksel olarak insan için en önemli organlardan biri olduğu kadar manevi olarak da Kur’an-ı Kerîm ve Hadislerde belirtildiği ve tasavvuf yolunun rehberleri, yolcuları, talipleri tarafından anlatıldığı üzere son derece kritik ve hassas bir yerdir.

Ebû Tâlib el Mekkî ayetlerde geçen her şeyin çiftler halinde yaratılmasını vücudun âzâları ile içteki özelliklerinin, yani zâhiri yüzleri ile bâtınî mahiyetlerinin de çift yaratılışa bir delil olduğunu söyler. Kalbe tesir eden ve onu savunan kuvvetler vardır. Kalp bir savaş alanıdır, sürekli hareket halinde, sürekli değişken ve sınırları olmayan bir tecelligâhtır.  Kalplerin değiştiğine ve onu çeviren Allah Teala'nın, kalple sahibi arasına gireceğine ve ona dilediği gibi müdahale edeceğine iman etmek vaciptir.

 

Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'ın ve Resulünün çağrısına uyun ve bilin ki, Allah kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, onun huzurunda toplanacaksınız. [1]

 

 Hazret efendimiz buyurmuşlardır ki;

 Kalbin misali koskoca bir sahraya atılan bir tüy misaline benzer. Rüzgârlar onu istedikleri gibi evirip çevirirler. Üstünü altına, altını üstüne getirirler.[2]

 Müminin kalbi tertemizdir. O kalbin içinde pırıl pırıl yanan bir lamba vardır. Kâfirin kalbi simsiyah ve baş aşağı dönüktür.[3]

 Ayrıca pek çok defa Peygamber Efendimizin Hayır! Kalpleri evirip çeviren Allah'a yemin ederim. [4] Şeklinde bir ifade kullandığı da bizlere hadislerle aktarılmıştır.

El Mekkî kalbe tesir eden kuvvetlerden şöyle bahseder: Melekle şeytanın karşılaştığı ilk yer nefis ve ruhtur. Şeytan kötü düşünceleri aşılamaya çalışırken Melek takvayı ilham eder. Bâtınî olarak yerleştirilmiş olan akıl ve hevâ savaşarak kulun ya Allah’ın rızasına uygun hareket etmesini sağlamasına ya da sapıtmasına neden olurlar.

 Günahlardan temizlenmiş ve nurlanmış kalbi cilalı bir ayna olarak düşünürsek, bu aynaya yansıyan ve kalbin etrafını kuşatan iman ve ilim Cenâb-ı Hakk’ın şefkat ve merhametiyle kuluna tahsis ettiği nuranî askerlerdir.

 

Kalbe gelen düşüncelerin ilki nefis ve şeytanın vesveseleridir. Müminlerin çoğu bu ikisinden yakasını kurtaramaz. Bunlar hep kötülüğü emreder. Ruhtan ve melekten gelen düşünceler vardır. Müminlerin seçkinleri bunları hissederler. Kalbe akıldan da düşünceler gelir. Bu düşünceler nefis, şeytan, ruh ve melekten gelen his ve düşüncelerin ortasında bulunur ve her yöne doğru gidebilir. Seçkin havas zümresine yakînden de düşünceler ve hisler gelir. Gelişi gizli olsa da ancak hakkı getirir ve kalbe doğru ilmi atar. Kalbin etrafındaki iman ve ilim yakînden bilgi alır. Kalp ilmi ilmin hası olan gerçek ilimdir.

 Onlar, inananlar ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.[5] Âyetinde Allah Teala müminlerin kalplerinin sıfatını bize açıklamıştır.

Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?[6] Bu âyette ise Allah Teala; gayb ilminin gerçeği gösterdiğini buyuruyor, âyetin manası iyice düşünülürse anlıyoruz ki iman ve ilim olmadan ve bununla beraber kalp zikirle dolmadan gerçek ilme, ilimlerin hasına ulaşmak çok zordur. el Mekkî’nin dediği gibi : Yüce Allah’ın dostları, O’nun davetine icabet etmiş, emrine candan kulak vermiş ve O’nun zikriyle keşfe ulaşıp, gayba nazar etmiş kimselerdir. (1)

 Öte yandan günah kirleriyle kararmış, katılaşmış kalpler için Allah Teala Hac Suresinde Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. [7] âyetiyle kalbin körelmesini anlatmıştır.

Kalbe gelen düşüncelere şu isimler verilir; “ilham” kalpte hayırla ilgili olan düşüncelerdir. Şerle ilgili olanlara “vesvese” denir. Kalpte korkulan durumla ilgili olan şeylere “hassâs”, hayrın düşünülmesine “niyet” adı verilir. Mubahların düşünülüp şekillendirilmesi “ümmiye” olarak adlandırılır. Ahiret ve İlahi vaat/tehdit hatırlatmalarına “tezekkür ve tefekkür”, aynel yakîn ve gaybî düşüncelere “müşahede” denir. Geçim ve dünyalık düşünceler “hemm”, âdet ve şehvetlerle ilgili olanlar “lemem”dir. Kul hemm ve vesveselerden hesaba çekilmeyecektir. Kalbe gelen düşünceler hayırlı ve güzel bir amel ile ilgiliyse buna sevap alınır, ancak her tür düşünce fiili olarak yapılmadığı müddetçe günah yazılmaz. Her şeyi hakkıyla bilen Allah’tır.

Nefis yerden yaratılmıştır, o yüzden toprakla ilgili özelliklere sahiptir, ona meyleder. Ruh melekût alemindendir. Bu nedenle hep yüceliklere yönelir. Kalp ise melekût hazinelerinden biridir. İçerisinde iki boşluk vardır, bu boşluklardan iç kısımda olanda göz ve kulak vardır, buraya kalbin özü denilir. Diğeri ise kalbin zahirindedir, buna akıl adı verilir. Kalbin gözünde ve kulağında yerleşen düşünce kalbin özüne iner. Bu ise mücâhede makamının bir halidir, Peygamber efendimiz; Allah’ım! Senden kalbime iyice yerleşecek bir iman istiyorum. Manasında dua etmiştir. 

Hangi kalpte cehalet, tamah ve dünya sevgisi toplanırsa nefsâni düşünceler de bunlara bağlı olarak kuvvetlenirler. Kalpteki iman, ilim ve aklın kuvvetlenmesi veya zayıflaması nispetinde “yakîn” de kuvvetlenir veya zayıflar. Kalpte bu iki grubun savaşı süresince hangisi güçlenirse hakimiyet ona ait olur ve kalp o tarafa döner.

 

Allah’ın Zâhir ve Bâtın isimlerinin tecellileri âlemde de insanda da zuhur eder, insanın görünen bedeni ile görünmeyen ruhu, Şehadet ve Gayb âlemleri gibi Kur’an-ı Kerîm’in de zahiri ve bâtıni anlamları vardır. Kalp temizlenip, takva ve zikirle nurlandıkça, yakîne ulaştıkça bâtınî manalar, gerçek ilimler ve keşif kapıları açılır.

 

 

 

 

Kaynakça

1. Mekkî, Ebû Tâlib el. Kalbe Gelen Düşünceler: 462. Kûtu'l-Kulûb.

[1] Enfal 8/24

[2] Taberânî, Beyhâkî

[3] İmam Ahmed, Taberânî

[4] Buhârî

[5] Ra’d 11/28

[6] Necm 53/35

[7] Hac 22/46

Yorumlar (0)

Yorum için giriş yap.

Büyütülmüş Resim
✓ Link kopyalandı!