Türkçe tasavvuf şiirinin en büyük ismidir. Söylediklerinin yedi asır sonra hâlâ okunuyor olması, Türk edebiyatında pek az kişiye nasip olmuştur.
Şeyhine Hizmeti
Tapduk Emre’nin yanında bulundu ve uzun süre şeyhinin zâviyesine odun taşıdı.
Şakâik’te anlatılan meşhur kıssa şudur: taşıdığı odunların içinde asla eğri odun bulunmazdı. Şeyhi bir gün bunun sebebini sorduğunda verdiği cevap tek cümledir — bu kapıya eğri odun yaraşmaz.
Bir dervişin edebini bundan daha kısa anlatmak mümkün değildir.
Bazı kaynaklar onun otuz yıldan fazla şeyhinin hizmetinde bulunduğunu kaydeder.
Tasavvufî Yönü
Taşköprülüzâde onun açık kerâmetleri olduğunu, vecd ve manevî hâl sahibi olduğunu belirtir. Şiirlerinden tevhid ilmindeki yüce makamının ve ilâhî sırlara vâkıf oluşunun anlaşıldığını söyler.
Mensup olduğu tarikat kesin olarak belli değildir; araştırmacılar bu konuda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.
Eserleri
Çok sayıda Türkçe şiiri vardır. Bilinen iki eseri Dîvân ve Risâletü’n-nushiyye’dir. İkincisi mesnevi tarzında, aruzla yazılmış tasavvufî ve ahlâkî bir eserdir ve Anadolu sahasında Türk edebiyatının ilk nasihatnâmesi sayılır.
Divanının pek çok yazma nüshası bulunmakla birlikte, içindeki bütün şiirlerin ona ait olduğu söylenemez; sonraki asırlarda Yûnus tarzında yazan şairlerin şiirleri de bu mecmualara karışmıştır.
Vefat tarihi kesin değildir; kaynaklarda farklı yıllar verilir. Kabrinin bulunduğu yer konusunda da birden fazla iddia vardır.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.