Saîd bin Âmir el-Cumahî (ra), Hz. Ömer (ra) tarafından atandığı Humus valiliği sırasında yamalı elbiselerle gezen züht ve takva anıtıdır.
Hubeyb'in Şehadeti ve Hidayeti
Mekkeli bir gençken, esir alınan Hubeyb bin Adî'nin (ra) idam edilişini izlemiş ve onun o vakur şehadetinden derinden etkilenmiştir.
Hubeyb'in cellatlarına karşı sergilediği sarsılmaz inanç, onun kalbindeki şirki paramparça etmiş ve gizlice Medine'ye giderek Müslüman olmasına vesile olmuştur.
Hayber fethinden itibaren Hz. Peygamber'in (sav) yanında yer almış, dünyadan tamamen yüz çevirip ahirete yönelen bir hayat felsefesi benimsemiştir.
Elde ettiği tüm maddi imkânları kimsesizlere dağıtıp kendi ailesini kuru ekmeğe razı eden devasa bir diğerkâmlıktır.
Valiliği ve Gözyaşartan Tevazusu
Hz. Ömer (ra) onu zorla Suriye'nin Humus şehrine vali olarak tayin ettiğinde, kendisine verilen tahsisatların hepsini yoksullara dağıtmıştır.
Halkı onu şikâyet ettiğinde; gece ibadet ettiği için sabahları geç çıktığını, hizmetçisi olmadığı için ev işlerini kendisinin yaptığını söylemiştir.
Hz. Ömer (ra) fakirlerin listesini istediğinde valisinin adını en başta görünce ağlamış ve ona bir kese altın göndermiştir.
Saîd (ra), o altınları gördüğünde "Dünya beni helak etmeye geldi" diyerek ağlamış ve altınların tek bir dirhemine dahi dokunmadan hemen fakirlere dağıtmıştır.
Devletin zirvesindeyken bile yamalı elbiselerle dolaşan bu zahit vali, İslâm yöneticilik ahlakının en sarsılmaz zirvesidir.
Vefatı ve Kabri
Humus halkının gözbebeği olan bu adil ve fakir vali, Hicri 20 yılında valiliği sırasında hastalanarak vefat etmiş ve Suriye topraklarına defnedilmiştir.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.