Berâ bin Mâlik (ra), Enes bin Mâlik'in (ra) kardeşi olup, ölümden asla korkmayan ve savaş meydanlarında destanlar yazan cengâver sahabîdir.
Kahramanlığı ve Yemâme Savaşı
Ensar saflarında yer alarak küçük yaşta İslâm'la şereflenmiş, zayıf ve cılız bir bedene sahip olmasına rağmen aslanları kıskandıracak bir cesarete bürünmüştür.
Yemâme Savaşı'nda Müslümanlar sahte peygamber Müseylime'nin ordusuna karşı zorlanınca, ordunun içine girip "Ey Ensar, kaçmak yoktur" diye kükremiştir.
Düşmanlar yüksek surlu Ölüm Bahçesi'ne (Hadîkatü'l-Mevt) sığındığında, kendini bir kalkanın içine koydurup mızraklarla bahçenin içine fırlatılmasını emretmiştir.
Düşman kalesinin içine kendini fırlattıran bu gözü kara yiğitlik, şehadet arzusunun dünyevi korkuları nasıl sildiğinin ispatıdır.
Kapıyı Açması ve Tüster Fethi
Bahçeye düşer düşmez onlarca düşmanla tek başına çarpışarak kapıya ulaşmış ve kanlar içinde kalarak kapıyı İslâm ordusuna açmayı başarmıştır.
Bu olayda seksenin üzerinde kılıç ve ok yarası almasına rağmen Hâlid bin Velîd'in (ra) tedavisiyle bir ayda mucizevi bir şekilde iyileşmiştir.
Hz. Peygamber (sav) onun hakkında, "Saçları dağınık nice kimseler vardır ki, Allah'a yemin etseler Allah onların yeminini boşa çıkarmaz. Berâ da onlardandır" buyurmuştur.
İran fetihleri sırasında Tüster kalesinin alınmasında yine en önde savaşmış ve düşmanın ateşli kancalarına aldırış etmeden surlara tırmanmıştır.
Savaş meydanlarında Allah Resulü'nün (sav) duasıyla zaferlerin kilidini açan, tarihin gördüğü en korkusuz cengâverdir.
Şehadeti ve Kabri
Tüster muharebesi sırasında, düşman kumandanını öldürdükten sonra bizzat dua ettiği şehadet şerbetini içerek oracıkta ebediyete yürümüştür.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.