Asıl adı Mehmed b. Armağan’dır, Yegân diye meşhur olmuştur. Molla Fenârî’den sonra başmüderrislik, müftülük ve kadılık makamlarına geçmiş; Osmanlı ilim hayatının ikinci kuşağını yetiştirmiştir.
Tahsili ve Görevleri
İlimlerin tamamını Aydınoğlu Beyliği vilâyetindeki bir âlimden tamamladı. Ardından Molla Fenârî’den ders aldı ve Bursa medreselerinden birinde müderris oldu. Molla Fenârî’nin ardından başmüderrislik, müftülük ve kadılık uhdesine geçti.
Sultan nezdinde saygınlığı yüksekti; hem halk hem seçkinler arasında güvenilir bir zâttı. Bu durum her şeyi bırakıp Hicaz’a gidinceye kadar sürdü. Memleketine döndükten sonra ölünceye kadar hiçbir görev almadı.
Şahsiyeti
Taşköprülüzâde onu erdemli, zeki ve sağlam karakterli olarak tarif eder, ancak ezberinin zayıf olduğunu da açıkça yazar. Beyaz tenli, uzun boylu ve kocaman sakallıydı; dostlarıyla bir arada bulunmayı sever, onlara nefis yemekler hazırlardı.
Bir biyografide zayıf yönün de kaydedilmesi, Şakâik’in bir övgü kitabı olmadığını gösterir.
Meşhur Hüküm
Bursa’da kadılık yaparken verdiği bir hükme Molla Fenârî’nin çocukları itiraz etti ve celse istediler. Meclis kurulduğunda kararın pek çok kitaptaki hükme aykırı olduğunu söyleyip nakiller getirdiler.
Molla Yegân’ın cevabı tek bir soruyla geldi: İmam Züfer müctehidlerden biri midir? Evet cevabını alınca, bu meselede gerekli maslahat sebebiyle onun görüşüne göre hüküm verdiğini söyledi ve nakzedebiliyorlarsa etmelerini istedi. Orada bulunanlar hayrete düştü; çünkü hepsi zayıf görüşün, kendisiyle hüküm verildiği takdirde güçleneceğini biliyordu.
Bu, bir usul dersidir: müctehid görüşüyle verilmiş hüküm, kitaptaki yaygın görüşe aykırı olsa da bozulamaz.
Fenârîzâdelerin ona kızgınlığının sebebi ayrıydı. Molla Fenârî kızını onunla evlendirmek istemiş, o ise kabul etmemişti; çünkü önceki hocasıyla kızı hakkında sözleşmişti ve sözünden dönmek istememişti.
Molla Gürânî’yi Getirmesi
Bir hac yolculuğu sırasında Kahire’ye uğradığında Molla Gürânî onu ziyaret etti. Değerli bir âlim olduğunu görünce onu yanına alıp Anadolu’ya getirdi. Sultan’a çıktığında hediye getirip getirmediği sorulunca verdiği cevap meşhurdur: yanında tefsir ve hadis âlimi bir adam getirmiştir.
Talebeleri
Yetiştirdiği isimler Osmanlı ilim tarihinin omurgasını oluşturur: Hızır Bey, Hatibzâde Tâceddin, Ayasuluk Çelebisi Mehmed ve kendi oğulları. Taşköprülüzâde’nin dedesi Hayreddin Efendi de ondan ders almıştır. Hızır Bey aynı zamanda damadı olmuştur.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.