Molla Fenârî’nin oğludur. Babasının vâkıf olduğu bütün ilimlere vâkıftı ve Taşköprülüzâde’nin ifadesiyle babasından daha zeki idi.
On Sekiz Yaşında Müderris
Henüz babası hayattayken, on sekiz yaşında Bursa’daki Sultâniye Medresesi’nde müderrislik görevine getirildi. Ders verdiği ilk gün Bursa’nın âlimleri ve öğrencilerin ileri gelenleri huzurunda hazır bulundu; çeşitli ilim dallarına dair sorular sordular ve her birine güzel cevaplar verdi. Orada bulunanlar üstünlüğüne şahitlik ettiler.
O sıralarda muîdliğini, yani ders tekrarcılığını yapan kişi Fahreddin el-Acemî’ydi; kendisi de ileride Osmanlı’nın önde gelen şeyhülislâmlarından biri olacaktı.
Günahkâr Talebenin Sorusu
O gün yalnız bir soruyu cevaplayamadı. Soruyu soran öğrenci ise günahkârlığıyla bilinen biriydi ve cevabı da kendisi verdi. Fenârîzâde bu duruma gururundan ağladı.
Dersten sonra doğruca babasının yanına gitti ve sitem etti: hani günahkârdan âlim olmaz derdin, oysa bugün beni yalnız bir günahkârın sorusu zorladı.
Molla Fenârî’nin cevabı meselenin tam kalbine iner: o kişi günahkâr olmasaydı, senin gözündeki değeri şu ankinden çok daha yüksek olurdu.
Eserleri
Babasının yüz ilim dalına dair yazdığı risâleyi şerh etti; ilimlerin isimlerini tespit edip babasının kullandığı şifrelerle ilimler arasındaki ilişkiyi izah etti ve problemli hususları çözdü. Her kıtanın sonuna bir kıta ilâve ederek kimi yerde emin olduğunu, kimi yerde cevap verdiğini belirtti. Ayrıca Te’sîsü’l-kavâid adlı bir eseri vardır.
Taşköprülüzâde, bir torundan işittiğine dayanarak, yüz ilme dair risâlenin aslında Mehmed Şah’a ait olabileceğini de not düşer.
Vefatı
839/1435 yılında vefat etti.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.