Türk edebiyatında yazılmış ilk Türkçe ilmihal kabul edilen Mukaddime adlı eserin müellifidir. Yıldırım Bayezid ve Çelebi Mehmed devirlerinde yaşamış, fıkıh ve tasavvufta ihtisas sahibi bir âlimdir.
Hayatı
İznik’te doğduğu, bazı kaynaklara göre ise Niğde’de doğup sonradan İznik’e göç ettiği belirtilir; babasının adı Mehmed’dir. Zamanının âlimlerinden ders aldı, başta şeriat ilimleri olmak üzere bütün ilimlerde maharet kazandı. Resmî ilimleri Hasan Paşa’dan tahsil ettiği kaydedilir. Taşköprülüzâde onu fazilet sahibi, zâhid ve Allah’tan korkan biri olarak tarif eder ve tasavvuftan büyük bir nasibi olduğunu belirtir.
Eseri
Mukaddime, Osmanlı dönemi klasikleri arasında yer alır. Müstensihler bu kitaba Mukaddime-i Kutbeddîn, Mukaddimetü’s-salât, Büniye’l-İslâm, İbâdât ve Râhatü’l-kulûb gibi farklı isimler vermiştir; bu yüzden eserin adı ve içeriği kaynaklarda karışmıştır. Taşköprülüzâde de onu namaz konusunda kapsamlı bir kitap yazmış olarak kaydeder.
Eser, halkın günlük dinî hayatını doğrudan karşıladığı için asırlarca sevilerek okunmuş ve çok sayıda nüshası çoğaltılmıştır.
Timur ile Karşılaşması
Timur Han Anadolu’ya geldiğinde Kutbüddin İznikî onunla bir araya geldi. Ona, Allah’ın kullarını öldürmekten ve dökülmesi yasaklanmış kanları dökmekten vazgeçmesi gerektiğini söyledi.
Timur’un cevabı kendini savunmak yerine övünmek şeklinde oldu: bir yere otağ kurduğunda çadırının kapısı doğuya bakarken ertesi gün batıya döndüğünü, atına bindiğinde önü sıra kendisinden başka kimsenin göremediği elli süvarinin at sürdüğünü ve onların emrini yerine getirdiğini anlattı.
Bunun üzerine âlimin verdiği karşılık Şakâik’in en keskin cümlelerinden biridir: akıllı bir adam olduğunu duymuştu, şimdi ise cahil olduğunu görüyordu. Sebebini soran Timur’a cevabı şuydu — şeytanî bir özellikle övünüyordu, oysa o varlığın kendisi Allah’ın lânetine mazhardı. Ardından oradan ayrıldı.
Kaynaklarda ayrıca Yıldırım Bayezid’in oğlu İsa Çelebi’nin, Timur’a itaatini bildirmek üzere onu elçi olarak gönderdiği de kaydedilir.
Vefatı
1418 yılında İznik’te vefat etti ve zâviyesine defnedildi. Kabri üzerindeki kubbeli dört köşe türbe ile bitişiğindeki Şeyh Kutbüddin Camii on beşinci yüzyılda inşa edilmiştir. Oğlu Muhyiddin Mehmed de âlimdir; ikisinin adı kütüphane kayıtlarında sık sık birbirine karışmıştır.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.