Hz. Ali (ra), İslâm'ı kabul eden ilk çocuk, ilmin kapısı, dördüncü halife ve Hz. Peygamber'in (sav) amcaoğlu ile damadıdır.
Peygamber Ocağında Yetişmesi
Resûlullah'ın (sav) bizzat himayesinde büyümüş, vahyin inmeye başladığı ilk anlardan itibaren bu kutlu davanın en yakın şahitlerinden olmuştur.
Hicret gecesi Hz. Peygamber'in (sav) yatağına yatarak canını hiçe saymış ve müşrikleri oyalayarak büyük bir fedakârlık sergilemiştir.
Bedir, Uhud ve Hendek başta olmak üzere hemen hemen bütün savaşlara katılmış, eşsiz cesaretiyle Haydar-ı Kerrâr lakabını hak etmiştir.
Savaş meydanlarındaki yenilmez kahramanlığı, ilim meclislerindeki derin bilgeliğiyle taçlanmış eşsiz bir şahsiyettir.
Hilafeti ve İlmî Mirası
Hz. Osman'ın (ra) şehadeti sonrası son derece karmaşık ve zorlu bir dönemde halifelik makamını devralmak durumunda kalmıştır.
Cemel ve Sıffîn gibi ümmetin kendi içindeki üzücü hadiselerde, hakkı ayakta tutmak için büyük bir gayret sarf etmiş, adaletten taviz vermemiştir.
Kendisine karşı çıkanlara bile merhametle muamele etmiş, siyasi ihtiraslardan daima uzak durarak ahiret yurdunu öncelemiştir.
Kur'ân'ın derin manalarına vakıf olması ve fıkhi meselelerdeki isabetli hükümleri sebebiyle sahabe arasında en büyük otoritelerden biri kabul edilmiştir.
Hilafeti dönemindeki fitnelere göğüs gererken sergilediği hakkaniyet, İslâm siyaset ahlakının en sarsılmaz anıtıdır.
Şehadeti ve Kabri
Kûfe'de sabah namazına giderken Hâricî bir suikastçı tarafından zehirli bir kılıçla yaralanarak şehit edilmiş ve Necef'e defnedilmiştir.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.