Hz. Abdurrahman bin Avf (ra), aşere-i mübeşşere içinde yer alan, zenginliğini İslâm davasına feda eden büyük sahabî ve zeki bir tüccardır.
İmanı ve Ticari Dehası
İslâm'ı Hz. Ebû Bekir'in (ra) teşvikiyle ilk kabul eden sekiz kişiden biri olup, inancı uğruna hem Habeşistan'a hem de Medine'ye hicret etmiştir.
Medine'ye geldiğinde hiçbir şeyi yokken ticaretteki dehası sayesinde kısa sürede büyük bir servet kazanmış ve pazarda dürüstlüğüyle tanınmıştır.
Bedir, Uhud ve Hendek dâhil bütün gazvelere katılmış, Uhud'da yirmi bir yerinden yaralanarak gazi olmuştur.
Dünyevi zenginlik kalbine girmemiş, servetini daima kimsesizlerin ve İslâm ordularının hizmetine sunan bir şükür abidesi olmuştur.
Cömertliği ve Şûra Görevi
Tebük Seferi hazırlıklarında ordunun donatılması için malının yarsını bağışlamış ve Resûlullah'ın (sav) bereket duasına nail olmuştur.
Hz. Ömer'in (ra) vefatından sonra halifeyi seçecek şûra heyetinde yer almış, kendi adaylığından feragat ederek seçimi suhuletle yönetmiştir.
Hz. Osman'ın (ra) halife seçilmesi sürecinde Medine halkının nabzını tutarak toplumun onayladığı adayı belirlemede büyük rol oynamıştır.
Hz. Âişe (ra) ve diğer Ezvâc-ı Tâhirât'ın geçimini ve haccetmelerini üstlenerek Resûlullah'ın (sav) emanetlerine büyük bir vefa göstermiştir.
Ticarette kazandığını infakla temizleyen, servetin insanı yozlaştırmadığına dair tarihteki en asil örnektir.
Vefatı ve Kabri
Yetmiş beş yaşlarındayken Medine'de vefat etmiş, vasiyeti üzerine cenaze namazını Hz. Osman (ra) kıldırmış ve Cennetü'l-Bakī'ye defnedilmiştir.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.