Kara Hoca lakaplı Alâeddin Ali Esved’in oğludur. Sarf ve nahiv sahasında eser vermiş bir âlimdir.
Tahsili
Önce babasından, sonra Cemâleddin Aksarâyî’den ders aldı. Cemâleddin Efendi’nin yanındayken Molla Fenârî ile tanıştı; ikisi ders arkadaşı oldular.
İki Talebe
Taşköprülüzâde’nin naklettiği kıssa şudur: Cemâleddin Efendi bir gün gizlice öğrencilerinin odalarını dolaşırken Hasan Paşa’yı bir yere yaslanmış vaziyette kitaba bakarken görür. Molla Fenârî’ye baktığında ise onu dizleri üzerine çökmüş hâlde, kitabını okurken aynı anda üzerine not alırken bulur.
Hoca hükmünü orada verir: birincisi üstün dereceye ulaşamayacak, ikincisi ise ilimde önemli bir makama erişecektir.
Nitekim öyle de olmuştur. Bu kıssanın Şakâik’e girmesi tesadüf değildir; müellif, ilimde ulaşılan seviyenin kabiliyetten önce çalışma biçimine bağlı olduğunu anlatmak istemektedir.
Eserleri
Sarf ilminde el-Merâh’ı şerh etti. Nahiv ilminde ise el-Misbâh’ı şerh ederek eserine el-İftitâh adını verdi. Bu iki şerh, Osmanlı medreselerinde dil öğretiminin temel metinleri arasında yer almıştır.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.