Asıl adı Şemseddin Muhammed b. Ali el-Hüseynî el-Buhârî’dir. Buhara’da doğduğu için Muhammed Buhârî, seyyid olduğu için Emîr Buhârî, Yıldırım Bayezid’in damadı olduğu için Emîr Sultan diye anılır. Bursa’nın manevî hayatına asırlarca yön vermiştir.
Kökeni
Buhara’da, 1368 yılı civarında doğdu; babasının adı Ali’dir. Soyunun Hz. Peygamber’e dayandığı kabul edilir. Daha çocukluk yıllarında kerâmetleri görülmüş, büyük şeyhlerle bir arada bulunarak yüksek makam ve hâller elde etmiştir.
Bursa’ya Gelişi
1390-91 civarında Bursa’ya yerleşti. Kaynaklarda, kendisine yol boyunca kandil şeklinde bir nurun rehberlik ettiği, bu nurun söndüğü yere defnedileceğinin bildirildiği rivayet edilir.
Molla Fenârî’den ders aldı; hocası kendi el yazısıyla ona icâzet yazdı. Taşköprülüzâde, Sadreddin Konevî’nin Miftâhu’l-gayb’ının onun kendi hattıyla yazılmış bir nüshasını gördüğünü kaydeder.
Bursa halkı onu öyle sevdi ki adı Emîr Sultan olarak yerleşti; şehrin en çok saygı gören şahsiyeti hâline geldi.
Evliliği
Sevenleri arasında Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun da vardı; sonunda onunla evlendi ve çocukları oldu. Menkıbe kitaplarına göre Hundi Hatun, rüyasında gördüğü manevî işaretler üzerine, seferde bulunan babasının rızâsını almadan bu evliliği yapmıştır.
Sultanlarla İlişkisi
Devrindeki Osmanlı sultanları kerâmetlerini gördükçe ona büyük saygı duyuyorlardı. Sefere çıkacakları vakit ona gider, hayır duasını alır ve elinden kılıç kuşanırlardı. Yıldırım Bayezid’e Abbâsî halifesi tarafından unvan verildiğinde kılıcını kuşatan da odur. Yıldırım Bayezid’den sonra Çelebi Mehmed ve II. Murad devirlerinde de aynı itibarı korumuştur.
Timur Menkıbesi
Taşköprülüzâde’nin naklettiğine göre Timur Bursa’ya girip şehri altüst ettiğinde halk Şeyh’ten yardım ister. O da gelenlere Timur’un karargâhına girmelerini, orada eski elbiseli, nalbantlık yapan bir adamı bulmalarını söyler; adamın şeklini ve durumunu tarif eder.
Onu bulduklarında selâmını iletecek ve Şeyh’in gitmelerini istediğini söyleyeceklerdir. Tarif edilen adamı bulup söylerler; aldıkları cevap şudur — baş üstüne, Allah izin verirse yarın gidiyoruz. Ertesi gün Timur ordusuyla birlikte şehirden ayrılır.
Menkıbenin merkezinde ordunun büyüklüğü değil, karargâhın kenarında nalbantlık yapan isimsiz bir adam vardır.
Vefatı
Bir rivayete göre 833/1429, bir başkasına göre 832/1428 yılında Bursa’da vefat etti ve oraya defnedildi. Kabri o civarda meşhur olup ziyaret edilir. Bugün Bursa’daki Emîr Sultan Külliyesi onun adını taşımaktadır.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.