Ebû Zerr el-Gıfârî (ra), İslâm'ın ilk yıllarında Müslüman olan, haksızlığa karşı tahammülsüzlüğü ve derin zühtüyle tanınan çilekeş sahabîdir.
İslâm'a Girişi ve Cesareti
Gıfâr kabilesine mensup olup, Mekke'de yeni bir peygamber çıktığını duyunca kardeşini göndermiş, tatmin olmayınca bizzat kendisi gidip Müslüman olmuştur.
İslâm'ı kabul eder etmez Kâbe'ye giderek müşriklerin arasında inancını yüksek sesle haykırmış ve bu uğurda ağır işkenceler görmüştür.
Kabilesine dönerek onların da toptan İslâm'a girmesine vesile olmuş, Bedir ve Uhud savaşlarından sonra Medine'ye yerleşerek Resûlullah'ın (sav) hizmetine girmiştir.
Dünya malına karşı sergilediği bu tavizsiz duruş, İslâm'ın sosyal adalet idealinin en keskin ve yalın ifadesidir.
Züht Hayatı ve Sürgünü
Mal biriktirmeye şiddetle karşı çıkmış, kazanılan servetin ihtiyaçtan fazlasının mutlaka infak edilmesi gerektiğini savunarak yöneticileri sert bir dille eleştirmiştir.
Hz. Osman (ra) döneminde, Şam Valisi Muâviye ile ihtilafa düşünce, fitneye sebep olmamak için kendi isteğiyle Rebeze çölüne çekilmiştir.
Hz. Peygamber (sav) onun hakkında, "Gölgelendiren gök ve taşıyan yer, Ebû Zerr'den daha doğru sözlü kimseyi görmemiştir" buyurarak onu taltif etmiştir.
Hiçbir makama ve zenginliğe boyun eğmeden, inandığı hakikati en yüksek perdeden söylemeyi bir cihat kabul etmiştir.
Yapayalnız yaşayıp yapayalnız ölen bu büyük zahit, kalabalıklara karışmayan eşsiz bir hakikat âşığıdır.
Vefatı ve Kabri
Hicri 32 yılında Rebeze çölünde yapayalnız vefat etmiş, yoldan geçen Abdullah bin Mes'ûd (ra) ve kafilesi tarafından gözyaşlarıyla defnedilmiştir.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.