Osmanlı’nın kuruluş devrinde fetva ve şer’î işlerin başında bulunan âlimlerdendir. Şeyh Edebâli’nin damadıdır ve onun gibi Karaman diyarındandır.
Tahsili
İlmini doğrudan kayınpederinden aldı. Şeyh Edebâli’den tefsir, hadis ve usûl okudu; fıkıh tahsilini de onun yanında tamamladı. Yani hem aile hem ilim silsilesi bakımından aynı halkanın devamıdır.
Edebâli’nin vefatından sonra onun bıraktığı yeri doldurdu. Fetva vermek, devlet işlerine bakmak ve şer’î ilimleri okutmak — üçü birden onun uhdesine geçti. Kuruluş devrinde bu görevlerin tek bir kişide toplanması, kadronun ne kadar dar olduğunu da gösterir.
Kaynak onu ilmiyle amel eden ve duası makbul bir âlim olarak anar. Kısa ama yoğun bir hâl tercümesidir; o dönemin ilim hayatının henüz kayda geçirilmiş çok az izi vardır.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.