Osmanlı Devleti’nin ilk kazaskeri, ilmiye sınıfından yetişip vezîriâzamlığa kadar yükselen ilk isimdir. Devletin askerî ve malî teşkilatının kurulmasında oynadığı rol, onu kuruluş devrinin en tesirli simalarından biri yapar. Asıl adı Halil’dir; gençliğinde Kara veya Karaca lakabıyla, vezirliği sırasında ise Hayreddin unvanıyla anılmıştır.
Kökeni
Sivrihisar kazasına bağlı Çendere köyünde doğdu; babasının adı Ali’dir. İlmiye sınıfından geldiği bilinmekle beraber kimlerden ders gördüğü tartışmalıdır. Taşköprülüzâde onu Alâeddin el-Esved’in öğrencisi olarak kaydeder. İznik Medresesi müderrisi Tâceddin el-Kürdî’nin kızıyla evlenince Şeyh Edebâli ile bacanak, dolayısıyla Osman Gazi’ye akraba oldu. Anadolu ahî teşkilâtına bağlı bulunması da yükselişini hızlandırdı.
Kadılığa Getirilişi
Taşköprülüzâde bu hadiseyi ayrıntısıyla anlatır. Orhan Gazi bir gün hocası Alâeddin el-Esved’i ziyarete gider, onun odasında namazda olduğunu görünce bekler ve talebelerden birinin imamlık yapmasını ister; öne geçen Halil Efendi olur. Namazdan sonra Sultan hocaya derdini açar: seferdeyken halk aralarında hüküm vermesini istemektedir, oysa kendisi şeriat hükümlerini bilmemektedir. Bir talebesini yanına vermesini rica eder.
Hoca “buradakilerden birini al” deyince talebelerin tamamı bu görevden kurtulmak için başlarını öne eğer. Bunun üzerine Sultan “sen birini seç, zorla da olsa götüreyim” der. Hocanın seçtiği isim Halil Efendi’dir; kendisi de ağlaya ağlaya Sultan ile birlikte yola çıkar.
Devletin en yüksek makamlarından birine yürüyen adam, o yola ağlayarak çıkmıştır.
Kadılıktan Kazaskerliğe
Osman Gazi’nin son yıllarında, muhtemelen Şeyh Edebâli’nin tavsiyesiyle Bilecik kadısı oldu. İznik’in fethinden (731/1331) sonra Orhan Gazi tarafından İznik kadılığına, 749/1348-49’da ise devletin yeni merkezi Bursa’ya kadı tayin edildi. Murad Hudâvendigâr’ın tahta çıkması üzerine (1362) en yüksek şer’î ve hukukî makam olarak yeni ihdas edilen kazaskerlik görevi ona verildi. Bundan sonra kazaskerlerin padişahla birlikte sefere çıkması kanun hâline gelmiştir.
Devlet Teşkilatındaki Rolü
Kadılığı sırasında yaya ve müsellem teşkilatını düzenledi; böylece aşiret kuvvetlerinden düzenli orduya geçişin ilk adımı atılmış oldu. Acemi Ocağı ile Yeniçeri Ocağı’nın kurulması da onun hizmet döneminde, 766/1364-65 civarında gerçekleşti. Ayrıca Karamanlı Molla Rüstem ile birlikte devlet hazinesini ve malî teşkilatı kurdu.
Alâeddin Paşa, Ahmed Paşa, Hacı Paşa ve Sinâneddin Yûsuf Paşa’dan sonra vezir oldu ve Hayreddin unvanını aldı. İlk defa vezirlikle beylerbeyiliği, yani ordu kumandanlığını bir arada yürüten kişi de odur.
Ailesi ve Eserleri
Ali, İlyas ve İbrâhim adlarında üç oğlundan ikisi vezîriâzam olmuş, İlyas Paşa beylerbeyiliğe kadar yükselmiştir. Böylece Osmanlı tarihine damgasını vuran Çandarlı ailesi onunla başlar. Gelibolu’daki Eskicami’nin 1385 tarihli kitâbesinden anlaşıldığına göre bu cami onun tarafından yaptırılmıştır. Cemâleddin Aksarâyî, Zemahşerî’nin el-Keşşâf’ına yazdığı hâşiyeyi ona ithaf etmiştir.
Taşköprülüzâde onu akıllı ve devlet işlerini çok iyi çekip çeviren biri olarak tarif eder.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.