Şeyh Muhlis Baba’nın oğludur ve Osman Gazi devrinin âlimleri arasında sayılır. Türkçe yazan ilk büyük tasavvuf şairlerinden biri olarak Anadolu kültür tarihinde ayrı bir yer tutar.
Kırşehir Yılları
Karaman diyarından gelip Kırşehir’e yerleşti ve ömrünün geri kalanını orada geçirdi. Vefatından sonra kabri o civarda meşhur oldu; halk arasında ziyaret edilen, başında edilen duaların kabul olduğuna inanılan bir makam hâline geldi.
Taşköprülüzâde onu ibadete düşkün, dünyaya değer vermeyen, Allah’ı ve sıfatlarını hakkıyla tanıyan biri olarak tarif eder. Özellikle sülûk mertebelerini ve bu yolun ehline mahsus makamları bilmesine dikkat çeker — yani tasavvufu yalnız yaşayan değil, aynı zamanda bilen bir isimdir.
Onu ayrıcalıklı kılan, bildiğini Arapça ya da Farsça değil, halkın konuştuğu dilde yazmayı seçmesidir.
Türkçe Eseri
Sülûkün hâlleri ve tavırlarına dair Türkçe manzum bir kitabı vardır. Tasavvufun ince meselelerinin Türkçe manzum olarak anlatılması, o devirde hem cesur hem de sonuçları asırlar sürecek bir tercihti. Oğlu Elvan Çelebi de aynı yolda yürüyerek benzer bir eser kaleme almıştır.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.