Ammâr bin Yâsir (ra), İslâm'ın ilk şehitleri olan Sümeyye ve Yâsir'in oğlu, eziyetlerin çelikleştirdiği büyük bir dava adamıdır.
Ailesinin Şehadeti ve İmanı
İslâm'ı ilk kabul edenlerden olup, Mekke müşriklerinin en vahşi işkencelerine bütün ailesiyle birlikte göğüs germiştir.
Gözlerinin önünde annesi ve babası şehit edilmiş, kendisi ise ölüm döşeğindeyken diliyle müşriklerin istediklerini söyleyerek canını zor kurtarmıştır.
Bu olaydan dolayı derin bir üzüntü yaşayarak Hz. Peygamber'e (sav) koşmuş, kalbi imanla dolu olduğu müddetçe bunda bir günah olmadığını bildiren ayet inmiştir.
Acıların en katmerlisini yaşayan bu aile, İslâm tarihinin fedakârlık ve bedel ödeme konusunda yazdığı en dokunaklı destandır.
Kûfe Valiliği ve Sıffîn
Bedir dâhil tüm savaşlarda yer almış, Hz. Ömer (ra) döneminde Kûfe valiliği görevine getirilerek devlete başarıyla hizmet etmiştir.
Hz. Peygamber'in (sav) Mescid-i Nebevî inşasında kerpiç taşırken ona "Seni asi bir topluluk öldürecek" şeklindeki mucizevi sözünün muhatabıdır.
Hz. Ali (ra) döneminde Cemel ve Sıffîn savaşlarında halifenin ordusunda yer almış ve hakkı müdafaa etmiştir.
Sıffîn'de onun varlığı, her iki taraftaki Müslümanlar için de kimin haklı olduğunun bir mihenk taşı olarak kabul edilmiştir.
Zulme karşı sessiz kalmayan, eğilmeyen ve ömrünü hakikatin şahitliğine adayan, tarihin onur levhalarından biridir.
Şehadeti ve Kabri
Doksan yaşının üzerindeyken Sıffîn Savaşı'nda şehit düşmüş, Hz. Ali'nin (ra) bizzat kıldırdığı cenaze namazıyla savaş meydanına defnedilmiştir.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.