Yıldırım Bayezid devrinin âlim şairidir. İskendernâme adlı eseriyle Türk edebiyatının kurucu isimlerinden biri sayılır.
Tahsili
Aslen Germiyan vilâyetindendir. Memleketinde devrin âlimlerinden ders okuduktan sonra Kahire’ye gitti. Orada Molla Fenârî ve Hacı Paşa ile birlikte Şeyh Ekmeleddin el-Bâbertî’den ders aldılar.
Üç Talebe ve Şeyhin Sözü
Taşköprülüzâde’nin naklettiği meşhur kıssa şudur: üçü birlikte bir tasavvuf şeyhinin makamına girdiklerinde şeyh onlara bakar ve her birine ayrı bir söz söyler. Ahmedî’ye ömrünü şiir yolunda harcayacağını, Hacı Paşa’ya ömrünü tıp uğrunda geçireceğini, Molla Fenârî’ye ise rabbânî bir âlim olacağını söyler.
Üçü de söylendiği gibi olmuştur. Bu kıssa Şakâik’te iki ayrı yerde, hem Molla Fenârî’nin hem Ahmedî’nin biyografisinde tekrarlanır.
Hâmileri
Memleketine döndükten sonra Germiyanoğlu Beyi ile arkadaş oldu ve hocalığını yaptı; bey şiire çok meraklıydı. Daha sonra Yıldırım Bayezid’in oğlu Emîr Süleyman ile arkadaşlık kurdu, ona çok yakın oldu ve bu sayede büyük şöhrete kavuştu. İskendernâme’sini, çok sayıda kaside ve şiirini onun için yazdı.
Timur ile Hamam Hikâyesi
Emîr Timur bu yöreye geldiğinde Ahmedî’yi yanına çağırmış, onunla dost olmak istemiştir. Bir gün birlikte hamama girerler. Timur ondan, hamamda bulunan herkese bir değer biçmesini ister. Ahmedî kabul eder ve sırayla hepsine bir fiyat söyler.
Sıra Timur’a gelince verdiği cevap seksen dirhemdir. Timur itiraz eder: adaletle hükmetmemiştir, yalnız peştemali bu kadar eder. Ahmedî’nin karşılığı şudur — zaten peştemale değer biçmiştir, kendisi bir dirhem bile etmez.
Bir hükümdarın yüzüne bunu söyleyip sağ kalmak, ancak sözün zarafetiyle mümkündür. Nitekim Timur çok gülmüş ve hamamdaki bütün altın ve gümüş eşyayı ona hediye etmiştir.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.