Safiyyüddîn-i Erdebîlî’nin halifelerindendir. Anadolu’ya göç edip Amasya yakınlarına yerleşmiş, insanlardan uzakta dağda yaşamıştır.
Geyik Menkıbesi
Taşköprülüzâde’nin naklettiğine göre bir gün müridlerine, belirli bir gün sevenlerinden bir grubun ziyarete geleceğini ve onlara yemek hazırlamalarını söyler. Müridler ellerinde bir şey olmadığını söyleyince, Şeyh zâviyesinden çıkar ve kendisine doğru gelen bir geyik sürüsüyle karşılaşır.
Sürüye hangisinin misafirleri için kendini feda edeceğini sorar; biri öne çıkar ve onu keserler. Tam o esnada misafirler gelir ve geyiği onlar için pişirirler.
Endişesi
Bir gün Şeyh çok üzgün ve ümitsiz görünür. Sebebini sorduklarında verdiği cevap şudur: Erdebîlî’nin taraftarları takvâ üzere yaşayan sağlam inançlı kimselerdi, ancak artık atalarının yolundan sapmışlardır.
Bir şeyhin kendi silsilesinin geleceğinden endişe etmesi, tasavvuf tarihinde sık rastlanan bir durum değildir.
Taşköprülüzâde bu sözün ardından, çok geçmeden Şeyh Haydar’ın yolunun değiştiğini, eski âdâbın bozulduğunu ve inanç esaslarının dönüştüğünü kaydeder. Burada kastedilen, Safeviyye tarikatının on beşinci yüzyıl sonlarında geçirdiği dönüşüm ve Safevî Devleti’nin kuruluşuna giden süreçtir.
Müellifin bu konudaki dili sert ve taraflıdır; Osmanlı-Safevî rekabetinin en keskin döneminde yazdığı hatırlanmalıdır. Tarihî gerçek şudur ki Safeviyye, kuruluşunda sünnî bir tarikatken zamanla siyasî ve mezhebî bir dönüşüm geçirmiştir.
Kaynaklardaki Yeri
Doğum ve vefat tarihleri kayda geçmemiştir.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.