Zeynüddin el-Hâfî’nin Anadolu’ya gönderdiği üç halifeden biridir. Merzifon’da yerleşerek Zeyniyye’yi bu bölgeye taşımıştır.
Mısır ve Horasan Yılları
Merzifon’da doğdu. Mısır’a gitti ve orada Şeyh Zeynüddin el-Hâfî ile karşılaştı; onunla arkadaşlık etti ve çok sevdi. Şeyhiyle birlikte Hâf’a gitti, sayısız halvete katıldı, kelime-i tevhîd telkinini ondan aldı ve hırkayı onun elinden giydi.
Şeyh Zeynüddin ona irşad icâzeti verdi; ayrıca Şehâbeddin es-Sühreverdî’nin Avârifü’l-maârif’ini ve kendi el-Vasâya’l-Kudsiyye’sini rivayet etme izni tanıdı.
Şeyhinin Sözü
Onu Merzifon’a gönderdikten sonra ardından söylediği söz kaynaklarda tekrar tekrar aktarılır: Anadolu’ya bir aşk ateşi göndermiştir.
Bir mürşidin talebesini böyle uğurlaması, o talebeye biçilen değeri tek cümlede anlatır.
Merzifon’da
Memleketine varınca Sultan Murad Han ona Merzifon’daki imaret vakıflarından günlük beş dirhem bağladı, bir süre sonra üç dirhem daha ekledi ve yıllık gelirden pay ayırdı. Bunu neden kabul ettiği sorulduğunda verdiği cevap şudur: zararı yoktur, pek çok eli tek bir elde toplamışlar ve bu lokmayla nefsin ağzını kapatmışlardır.
Vefatı ve Şiirleri
Merzifon’da vefat etti ve oraya gömüldü. Mezarı meşhur olup ziyaret edilir. Açık ve manevî kerâmetleri olduğu kaydedilir. Aşkın hâllerine dair Türkçe bir şiiri vardır; şiirlerinde kendisine Rûmî lakabını takmıştır.
Abâdile
Zeynüddin el-Hâfî’nin Abdülmu‘tî adında bir halifesi daha vardı; bu üç kişi Abdullahlar anlamında Abâdile diye anılırdı. Mağrib’de doğan ve Mâlikî mezhebine mensup olan Abdülmu‘tî, Mekke’ye yerleştiği için Harem Şeyhi lakabıyla tanınmıştır.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.