Orhan Gazi devrinin meczup şeyhlerinden, Bektaşî geleneğinin kurucu simalarındandır. Kaygusuz Abdal’ın kendisinden icâzet alması sebebiyle Alevî-Bektaşî edebiyatının doğuşunda da dolaylı bir payı vardır.
Bursa’nın Fethi
Taşköprülüzâde onun Orhan Gazi ile birlikte Bursa’nın fethinde hazır bulunduğunu ve kabrinin orada meşhur olduğunu kaydeder.
Bektaşî Geleneğindeki Yeri
Bazı Bektaşî kaynaklarında ve Finike yakınlarındaki Kâfî Baba Tekkesi kitâbesinde pîr-i sânî, yani ikinci pîr lakabıyla anılır. Kurduğu tekke, Bektaşîliğin dört büyük dergâhından biri sayılmıştır. Bektaşî âyini icra edilirken serilen on iki posttan on birincisinin onun adını taşıması, gelenek içindeki yerinin ağırlığını gösterir.
Meşhur Bektaşî velîsi Kaygusuz Abdal’ın ondan icâzet alışı, Kaygusuz Abdal Menâkıbı’nda genişçe anlatılır.
Tekkesi
Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tekke köyündeki dergâh onun adını taşır. Bu tekkenin Bektaşîliğin on altıncı yüzyıldaki gelişmesinden sonra kurulduğu ve onunla ilgili rivayetlerin zamanla Finike’den buraya intikal ettiği tahmin edilmektedir. Onunla ilgili rivayetler hem Teke bölgesinde hem de Bursa ve çevresinde teşekkül etmiştir; iki ayrı türbenin varlığı da buradan gelir.
Geyikli Baba ile Menkıbesi
Taşköprülüzâde’nin naklettiği bir menkıbe şöyledir: Abdal Mûsâ, bir kor parçasını pamuğa sarıp sevenlerinden biriyle Geyikli Baba’ya gönderir. Bunu gören Geyikli Baba da içi sütle dolu bir tas gönderir. Süt kendisine getirildiğinde Abdal Mûsâ hayrete düşer.
Sütü getiren adam şaşırır ve bunun ne anlama geldiğini sorar. Aldığı cevap şudur: gönderilen geyik sütüdür ve hayvanları emir altına almak, bitkileri emir altına almaktan daha zordur. Yani Abdal Mûsâ, kendisinden üstün bir kerâmetle karşılaştığını kabul etmiştir.
Menkıbenin asıl anlattığı şey kerâmet değil, bir velînin kendi ölçüsünü bilmesidir.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.