🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Bana yaz Bay Bilge
Yazar

Yazar

Doğrulanmış Yazar
0Yazı
925Okunma
0Yorum

ÂŞIK MI OLDUN, YOKSA EKSİK PARÇANI MI BULDUN?

ÂŞIK MI OLDUN, YOKSA EKSİK PARÇANI MI BULDUN?

Aşk sandığımız her bağ, sevginin kendisinden doğmaz.

Bazı karşılaşmalar vardır; açıklaması yoktur. İlk anda tanıdık bir his belirir. Sanki yeni başlamamış da yarım kalmış bir yerden devam ediyormuş gibidir. Bu yoğunluk çoğu zaman “büyük aşk” diye adlandırılır. Oysa her güçlü çekim huzurdan doğmaz.

Ruh boşluk taşımaz; iz taşır.

Geçmiş deneyimlerin, bastırılmış duyguların, görülmemiş çocukluk yanlarının izini…

İnsan, kendinde çözmediği her duyguyu enerji alanında taşır. Bu alan sessiz değildir. Titreşim yayar. Ve o titreşim, benzerini bulur. Bu yüzden bazı eşleşmeler tesadüf gibi görünse de aslında içsel bir çağrının sonucudur.

Eksik kalan taraf güçlü olana çekilir.

Susturulmuş olan, yüksek sesliye.

Korku taşıyan, kontrol edene.

Görülmemiş olan, sahiplenene.

Başlangıçta bu tamamlanma gibi hissedilir. Karşı tarafın netliği güven verir. Kararlılığı rahatlatır. Sahiplenişi değerli hissettirir. Fakat zaman geçtikçe şunu fark edersin: Eğer o nitelikler sende kök salmamışsa, onları sadece ödünç almışsındır. Ödünç alınan güç kalıcı olmaz.

İlişkide gerilim başladığında insanlar genelde karşı tarafı değiştirmeye çalışır. Daha anlayışlı olsun, daha yumuşak olsun, daha ilgili olsun ister. Oysa asıl hareket içeride başlar. Çünkü dışarıdaki davranış, içerideki dengenin yansımasıdır.

İlişki işte burada sınanır.

Ya kişi kendi içindeki eksik alanla yüzleşir ve büyür…

Ya da karşısındakinden o boşluğu doldurmasını bekler.

İçsel dönüşüm başladığında dinamik değişir.

Daha önce sustuğun yerde konuşursun.

Daha önce korktuğun yerde geri çekilmezsin.

Daha önce onay aradığın yerde kendini onaylarsın.

Ve o an bağın gerçek zemini görünür.

Eğer ilişki sadece eksikliği dengelemek üzerine kurulmuşsa, sen güçlendikçe çatırdamaya başlar. Çünkü artık eski denge yoktur. Roller değişir. Frekans değişir. Frekans değiştiğinde ya ilişki yeni bir seviyeye evrilir ya da doğal akışında çözülür.

Bazı karşılaşmalar öğretmendir.

Hayatına girer, seni sarsar, içindeki gölgeyi görünür kılar. Onu kader sanırsın; oysa o, büyüme eşiğindir. Varlığı bir ödül değil, aynadır. Kaçtığın tarafını önüne koyar.

Ruh konfor alanında genişlemez. Yüzleşmede genişler.

Bazen birinin seni bu kadar etkilemesinin sebebi büyük bir sevgi değil, derin bir temas noktasıdır. Enerjiler çarpışır. İçeride bastırılmış olan yüzeye çıkar. Kimi bağlar kalıcı olmak için değil, uyandırmak için gelir.

Uyanış tamamlandığında bağın görevi de tamamlanır.

Gerçek sevgi iki yarımın birbirine tutunması değildir.

Gerçek sevgi, iki bütünün yan yana durabilmesidir.

Birine ihtiyaç duyduğun için değil, onunla yürümeyi seçtiğin için yanında kalıyorsan; orada sevgi vardır.

Onu kaybetme korkusu değil, onunla paylaşma arzusu varsa; orada bilinç vardır.

Varlığı seni küçültmüyor, büyütüyorsa; orada denge vardır.

Eksik parçanı bulduğunda yoğunluk yaşarsın.

Bütün hâlinle sevdiğinde huzur yaşarsın.

Yoğunluk sarhoş eder.

Huzur inşa eder.

Sevgi bir boşluğu kapatmaz.

Sevgi, iki tamamlanmış ruhun bilinçli karşılaşmasıdır.

bu yazıyı beğendi

Yorumlar (0)

Yorum için giriş yap.

Büyütülmüş Resim
✓ Link kopyalandı!