🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Yazar

Süper Admin

Toplam 2 makale
Bu yazı 60 görüntülenme

Tılsım ve Vefk Yazmanın İslam'da ki Yeri

Rahmânî Usûllerle Yazılan “Ta‘vîz / Muska / Hırz” Meselesi

Tılsım karşıtlığına ilmî ve dengeli bir çerçeveden cevap

Bu konu, Türkiye’de “tılsım” kelimesiyle anıldığı için çoğu zaman iki uçta konuşuluyor: Bir taraf her şeyi meşrû görürken, diğer taraf “tamamı şirktir” diyerek bütünüyle reddedebiliyor. Hâlbuki İslâmî ilimler geleneğinde mesele daha nüanslıdır: Kur’ân ve sahih dua ile yapılan ruqye (rukye-i şer‘iyye) meşrûdur; şirk ve belirsizlik içeren büyü/bağlama türü işler ise haramdır. Tartışma, özellikle “yazılıp taşınan” metinlerde yoğunlaşır.

Aşağıdaki makale, “Rahmânî niyetle, içinde ayetler ve esmâ bulunan, şirke kapı açmayan yazımlar” hakkında fıkhî ve hadîsî çerçeveyi, ayrıca “neden bazı âlimlerin temkinli yaklaştığını” ortaya koyar.

1) Kur’ân ve dua ile şifa aramak: Temel ilke meşrûdur

Kur’ân’ın “şifa ve rahmet” oluşu Kur’ân’da açıkça ifade edilir: “Biz Kur’ân’dan mü’minler için şifa ve rahmet olanı indiririz…” (İsrâ 17:82).

Sünnette de şirk içermeyen ruqye açıkça onaylanmıştır. Sahîh-i Müslim’de Peygamberimiz (sav) “Ruqyelerinizi bana arz edin; içinde şirk olmadığı sürece ruqyede sakınca yoktur” buyurur.

Yine Sahîh-i Buhârî’de Fâtiha ile yapılan ruqyenin fayda verdiği olay aktarılır ve Efendimiz (sav) bunu tasdik eder. (

Sonuç: Şifa/korunma niyetiyle Kur’ân ve sahih dua okumak (ruqye) İslâmî açıdan meşrû bir “sebep”tir; tesir Allah’ın izniyledir.

2) “Tılsım” ile “ruqye / ta‘vîz” aynı şey değildir

Güncel dilde “tılsım” denince, çoğu insanın zihninde “gizli güçler, semboller, bilinmeyen isimler, cin çağırma” gibi unsurlar canlanır. Bu algı anlaşılır; çünkü piyasadaki örneklerin önemli bir kısmı gerçekten şüpheli içeriklere dayanır.

İslâmî literatürde ise ayrım daha nettir:

  • Ruqye (rukye): Kur’ân ayetleri ve sahih dualarla, şirk içermeden yapılan korunma/şifa okumalarıdır.
  • Tamâim / muska / ta‘vîz: Boyuna asılan, kola bağlanan, üzerinde yazı bulunan şeylerdir. Burada içerik ve inanç/itikat belirleyicidir.
  • Tiwalah / sihir-büyü türleri: Sevgi/bağlama gibi gayrimeşrû amaçlara, belirsiz çağrılara, şirk/küfür içeriğine dayanan işlerdir; hadîslerde sert şekilde uyarılır.

3) Hadîslerde “muska/amulet” uyarısı neden var?

Bu başlıktaki uyarıların iki ana gerekçesi vardır:

(a) Şirk kapısını kapatmak (kalbin nesneye bağlanması)

Bazı rivayetlerde “amulet takmak” ağır bir dille uyarılır. Bu rivayetler, korumayı nesneden bekleme riskine işaret eder. (Örneğin ‘Uqbah b. Âmir rivayeti, amulet taşıma üzerinden şirke düşme tehlikesini vurgular.)

(b) İçerik belirsizliği: Ne yazdığı bilinmeyen şeyler

Sunan Ebû Dâvûd’da “rukyeler, amuletler ve tiwalah (charms) şirktir” meâlindeki rivayet yer alır.

Âlimler bu tür rivayetleri açıklarken, özellikle şirk içeren, put/şeytan isimleri, anlaşılmayan sözler, büyü-çağrı unsurları taşıyan uygulamaların hedef alındığını vurgularlar. Nitekim Sahîh-i Müslim’deki temel ölçü şudur: “Şirk yoksa ruqyede sakınca yoktur.”

Özet: Hadîslerdeki sert uyarılar, “Kur’ân ve sahih dua ile Allah’a sığınmayı” değil; şirki, belirsizliği ve nesneye kalp bağlamayı hedef alır.

4) Peki “ayet ve esmâ yazılı ta‘vîz/muska” caiz mi?

İhtilafın özü: “Yazılıp taşınan” form

Bu noktada fıkıh geleneğinde ihtilaf vardır:

  • Bazı âlimler, “Kur’ân’dan ayetler ve sahih dualar” içerirse ve şirk yoksa caiz gören bir yaklaşım taşır. Hanafi kaynaklara dayanan fetvalarda; anlamı bilinen, şirk/küfür içermeyen, Kur’ân ayetleri ve me’sûr dualardan oluşan ta‘vîzlerin kullanılabileceği ifade edilir.
  • Diğer bazı âlimler ise, “tamamen Kur’ân’dan olsa bile” kapıyı kapatma (sedd-i zerâi‘) ve kalbin nesneye bağlanması ihtimali sebebiyle bunu doğru bulmaz; daha güvenli yol olarak “okumaya dayalı ruqye”yi öne çıkarır. Bu ihtilafın varlığı, özet bir biçimde modern fetva derlemelerinde de anlatılır.

Burada yapılacak en doğru şey:

Bu ihtilafı inkâr etmek değil, “Rahmânî ölçülerle” hareket ederken şirk ve istismarı kapatacak şartları netleştirmektir.

5) Rahmânî yazımlarda temel şartlar (ilmî ölçüler)

Ayet ve esmâ içeren bir metin “ta‘vîz/muska” formatına girdiğinde, meşrûiyeti konuşulacaksa asgarî şu şartlar önem kazanır:

  1. İçerik net ve anlaşılır olmalı
  2. Anlamı bilinmeyen harf dizileri, belirsiz semboller, “Süryanice gibi” diye sunulan yazılar, meşrû ruqye çizgisinden kolayca sapar. Hanafi fetvaları da “anlamı bilinmeyen, şirk/küfür ihtimali taşıyan” yazımları sakıncalı görür.
  3. Şirk/küfür ve gayrimeşrû çağrı unsuru olmamalı
  4. Ruqyenin meşrûiyet kriteri Müslim’de açık: “Şirk olmadığı sürece.”
  5. Tesiri nesneye değil, Allah’a isnat etmek (tevhid ve tevekkül)
  6. Metin “sebep”tir; şifa/koruma Allah’tandır. Aksi hâlde nesneye itimat doğar ve hadîslerde uyarılan kapı açılır.
  7. Hürmet ve edep
  8. Kur’ân ayeti taşıyan şeyin horlanması, pisliğe maruz kalması gibi durumlar ayrı bir problemdir. Bu, “caiz/haram” tartışmasının ötesinde Kur’ân’a hürmet meselesidir.
  9. İstismar, korku ticareti ve kesin sonuç iddiası yok
  10. “Kesin bağlar, kesin çözer, yüzde yüz olur” dili dinî açıdan da ahlâkî açıdan da sakıncalıdır. Ruqye, dua ve Kur’ân tilaveti bir ibadettir; sonuç Allah’ın hikmetine bağlıdır.

6) Tılsım karşıtlarına verilecek en dengeli cevap

“Ben tılsıma karşıyım” diyen kişiye doğrudan “yanlışsın” demek yerine şu çerçeve daha ikna edicidir:

  • Haklı endişe: Şirk, büyü ve belirsiz yazımlar gerçekten çok yaygın. Ebû Dâvûd’daki uyarılar bu alanın riskine işaret eder.
  • Sünnî zemin: Şirk içermeyen ruqye meşrûdur; Peygamberimiz (sav) bunu açıkça onaylamıştır.
  • İhtilafı kabul: Yazıp taşımak (ta‘vîz) konusunda âlimler arasında ihtilaf vardır. Caiz görenler bunu belirli şartlarla sınırlar; caiz görmeyenler ise daha güvenli yol olarak “okuma temelli ruqye”yi önerir.
  • Ortak payda: Her iki yaklaşımın ortak amacı tevhidi korumak ve şirke kapı açmamaktır.

Bu çerçeve, “rahmânî usûllerle yazılan metinlerin” neden bazı çevrelerde kabul gördüğünü açıklarken, karşı tarafın çekincelerini de yok saymaz.

7) Kaynakça ve referanslar (seçilmiş)

  • Kur’ân: İsrâ 17:82 (Kur’ân’ın şifa ve rahmet oluşu).
  • Sahîh-i Müslim 2200: “Şirk içermedikçe ruqyede sakınca yoktur.”
  • Sahîh-i Buhârî 5736: Fâtiha ile ruqyenin tasdiki (“Nasıl bildin ruqye olduğunu?”).
  • Sunan Ebû Dâvûd 3883: “Ruqye/amulet/tiwalah” uyarısı (şirk kapısı ve içerik problemi bağlamı).
  • Ta‘vîz konusunda ihtilaf ve şartlar (Hanafi fetva örnekleri): anlamı bilinen, şirk/küfür içermeyen, Kur’ân ve sahih dualardan oluşan ta‘vîzlere cevaz yaklaşımı.
  • İhtilafın özet anlatımı: Kur’ân içeren muskalarda görüş ayrılığı bulunduğunu belirten derleme.
  • “Amulet takma” üzerinden şirk tehlikesini vurgulayan rivayet özeti (hadis derlemesi).


Fikirlerinizi Paylaşın (0)

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar